Bir aydır yazmıyorum biliyorum daha sık yazmam lazım ama bu aralar bizim işler baya yoğun. Bu kadar yoğunluğun içerisinde kendimi en yanlız hissettiğim günleri yaşıyorum. Bir sürü planım var ve ben bunları kendi başıma bu sefer gerçekleştiriyorum. Sanırım yeni sevgilim İstanbul ve Vogue dergisi.
Makaron kendi kendine yok oldu.. Ciddi değilmiş zaman aşımına uğradı. Böyle olması gerektiğini ben biliyordum, ruhum biliyordu ve "dünyadaki" mantıklı olan her obje biliyordu. Bu sayede yeni bir yemek düzeni oluşturdum kendime ve bu düzeni çok seviyorum.
Bu ay hayatımıza Vogue girdi.. Kutsal kitap gibi oldu.. dün böle yuvaş yavaş sindire sindire sadece bir kısmını okudum. Haftasonuna saklıyorum devamını Happily Ever After'da kahvaltı yaparken okuyacağım... Hemen cumartesi olsun..
Rotterdam konusunda kararsızım. Aslında karışık sinyaller alıyorum kapılmak ve kapılmamak arasında gidip geliyorum.. Ne kadar istediğime karar veremiyorum. Sanırım ben bu yanlızlığı çok sevdim. Bu ay başka sevdiğim şey ise bir kredi kartımın borcundan tamamen kurtulmuş olmam. Çok güzel değilmi artık o mor kart yok ahahahah ... Hani kötü kalpli bir kadın var demiştim ya o bu sefer çok yakınlarımda gezmeye başladı. Bende karar veremiyorum acaba iyimi kötümü yapıyorum diye ama sanırım bu sefer kararlarımı bozmayacağım. Onun hayatımda olmaması benim için daha iyi. Evet evet onun için ben yaklaşmıcam ona.
Şubat böyle geçti işte.. Yanlızlığımı sevmeye başladım... sanırım uzun bir süre böyle kalıcak birde o rahat bıraksa...





