20 Ocak 2010 Çarşamba

Salı - Hayal kırıklıkları

Günaydın :)

Bugün hernekadar Çarşamba olsa da ben Salı'yı anlatıcam sanırım düzenimiz hep bu şekilde olacak. Dün İstanbul'da geçirdiğim en soğuk günlerden birtanesiydi. Her ne kadar eski yaşadığım yerde -20'leri görmüş olsam da dünkü hava soğuk ve ıslaktı. Ayaklarım dondu. Pazartesi günü yaşadığım umut kıvılcısı minik bir hayal kırıklığına dönüştü gerçi ben bekliyordum böyle bir şey ama genede oluyor... Kitaptan 3 sayfa gayet rahat bir şekilde okudum. İçim bunalarak... En azından "iyi geçti" diye bir mesaj atılabilirdi.. hıh :(


Dün iş çıkışı Arda Turan'ı gördük.. Tanınmış bir alışveriş merkezinde çalışmanın güzelliklerinden bir tanesi arada sırada ünlü görmek. Kendisini beğenmesemde çirkin olduğunu düşünmezdim. Ama maalesef bir hayal kırıklığına uğradım. Sandığımdan daha kısa boylu ve üzülerek söylüyorum daha çirkinmiş. Ama iyi çocuk o tanımıyorum ama hissediyorum. :)



İçimde deli gibi evde oturup Harry Potter filmleri seyretmek var.. Ben ve kuzenler büyük Harry Potter hayranlarıyızdır. Dün öyle bir gündü eve gidip Hogwarts'a gitmek istedim. Ama sadece istek olarak kaldı. Oturup bu aralar en sevdiğim dizi olan "Bu Kalp Seni Unutur mu?" yu beklerken Arog'u seyrettim. Ne kötü ne de iyiydi. Ortalama bir filmdi. İnsanlar bu Nil Karaibrahimgil'de ne buluyor bilemiyorum ben ne sesini beğeniyorum ne kendisini. Sabun köpüğü kıvamında şarkılar. Sadece kadınlarda ne tutar onu biliyor bu kız.. Başka bir özelliği yok.


Gecenin son hayal kırıklığı ise dizimin tekrarının yayınlanacak olmasını öğrenmem.. üzüldüm ayrıca neden 22:15'e aldılarki aptal aptal filmler vermek için mi? Tamamiyle gereksiz ve anlamsız değişiklikler bunlar. Kızdım Show TV sana >:( Dizi kaliteli olunca tabii ki seyredeni az oluyor... Yazık yazık.. Hemen haftaya Salı olsun Bu Kalp Seni Unuturmu saat 20:00'de yayınlansın. BU BİR EMİRDİR SHOW TV?


19 Ocak 2010 Salı

Pazartesi Sendromsal Mutluluğu

Sanırım bugünden itibaren bu blogta günlük tutmaya başlıyorum. Bir şekilde konuşmak istediklerimi bir yerlere yazmalıyım diye düşünüyorum. Bugün kar yağıyor... Artık kar yağışına eskisi kadar sevinemiyorum. Çünkü artık aklımda ya hayvanlarım ne olacak sorusu dönüp dönüp duruyor. Cilvenaz benim sokaktaki köpeğim acaba şu anda üşüyor mu? Ben sıcacık (sanırım şu anda fazla sıcak) ofiste otururken o ne yapıyor?




Dün güzel bir şey oldu.. Vapurda kitap okurken (bitirmesi umduğumdan daha zor olan sıkıcı bir kitap) telefonum çaldı.. Biraz şaşırtıcı olarak arayacağını hiç ummadığım bir insan aradı. Henüz kendisine bir isim bulamadık ama yakında kendini belli eder. Garip bir konuşma değildi aslında ama bana nedense bir garip geldi.. İlginç tabi.. Daha sonra okumayı düşünmediğim sayfayı zaten okumadım...

Kafamdan spora gitsemmi gitmesemmi diye iç savaş çıkmıştı. Kendimi spor salonunun önünde buldum. Vay be Duygu dedim gerçekten de sağlıklı olanı tercih ettin.. Fakat bu seferde spor salonunda boş dolap kalmamış. Nasıl yani yahu dedim.. Zaten gitmemeye meyilli bünye eve doğru yürümeye başladı.. Yanımda Doktor'a güle güle demek için aldığım hediye ile C.Bostan'dan eve doğru yürüdüm. Malum olmadık insanlar olmadık yerlerde karşımıza çıkarlar ya alakasız bir insanla karşılaşmadım değil. Ne zaman Bunlardanistiyorum.com'a gitsem o şahsı görmek zorundamıyım bilmiyorum. Sanırım zorundayım :):)


Doktora çok güzel bir hediye aldım "Jar of Sunshine" çok güzel bişi sanırım fotoğrafını aşağı koyucam. O özel bir insan şöyle özel öyle aşk falan değil. İnsan olarak Doktor'u çok seviyorum.


Ev ve kitap falan derken pazartesi böyle bitti... Üstümdeki tedirginlik halen sürüyor.. Sanırım bazı seçimlerimi sorgulamaya başladım... Ama şu anda yapacak bir şey yok.. O garip rahatlık gene var üstümde.